Aracını arıza tespiti için servise bırakan bir kişiye başlangıçta 12.000 TL civarında bir masraf söylenmiş olabilir. Birkaç gün sonra 45.000 TL fatura çıkarılır ve ödeme yapılmadan aracın teslim edilmeyeceği bildirilir. Araç sahibi ek işlemlere onay vermediğini, servis ise parçaların değiştiğini ve işçiliğin tamamlandığını söyler. Bu noktada iki ayrı soruya cevap aranmalıdır: Servisin gerçekten ne kadar alacağı vardır ve bu alacak için aracı elinde tutmasının şartları oluşmuş mudur?
Servisin düzenlediği fatura, tartışmalı bütün işlemlerin onaylandığını tek başına kanıtlamaz. Öte yandan araç sahibinin bedeli tartışmalı bulması da geçerli bir alacağı ve buna bağlı hapis hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Çözüm; iş emri, fiyat anlaşması, onay kayıtları, yapılan iş ve borcun ödeme zamanı üzerinden kurulmalıdır.
Servisin hapis hakkı hangi şartlarda doğar?
Türk Medeni Kanunu’nun 950. maddesi, belirli şartlarla alacaklıya borçlunun taşınırını borç ödeninceye kadar elinde tutma imkânı tanır. Buna hapis hakkı denir. Araç bakımından temel değerlendirme, aracın borçlunun rızasıyla servisin elinde bulunması, alacağın muaccel olması ve alacakla araç arasında doğal bağlantı bulunmasıdır. Muacceliyet, borcun ödenmesinin artık istenebilir hale gelmesini ifade eder.
Araca yapılan onarımın geçerli ve ödenmesi gereken bedeli, doğal bağlantının tipik örneklerinden biridir. Buna karşılık aracın serviste bulunması, servisle araç sahibi arasındaki her iddia edilen borç için sınırsız teminat yaratmaz. Tacirler arasındaki ticari ilişkilerden doğan zilyetlik ve alacak bakımından kanunun bağlantıya ilişkin özel düzenlemesi vardır; bu düzenleme kişisel aracını tamire getiren her tüketiciye doğrudan uygulanamaz.
Kanunun 951. maddesi de önemlidir. Alacaklının üstlendiği yükümlülükle veya eşyanın teslimi sırasında ya da öncesinde verilen talimatla bağdaşmayan hapis hakkı kullanımı mümkün olmayabilir. Borçlunun ödeme güçsüzlüğüne ilişkin 952. maddede ise ayrıca düzenlenen istisnalar bulunur. Bu nedenle değerlendirme yalnızca “Araç bende, para ödenmedi” cümlesiyle tamamlanamaz.
Onay verilmeyen parça ve işçilik bedeli istenebilir mi?
Tüketici işlemlerinde 6502 sayılı Kanun’un 7. maddesi özel önem taşır. Sipariş edilmeyen mal veya hizmet nedeniyle tüketiciye karşı hak ileri sürülemez; tüketicinin sessiz kalması kabul sayılmaz. Hizmetin sipariş edildiğini iddia eden sağlayıcı bunun ispatından sorumludur. Bu yüzden servis, kapsamlı bir motor onarımının onayını yalnızca “Aracı buraya bıraktınız” açıklamasına dayandıramaz.
Ancak onayın kapsamı somut olayda belirlenir. “Yalnızca arıza tespiti yapın, onay almadan parça değiştirmeyin” talimatı ile belirli arızanın giderilmesi için verilen kapsamlı iş emri aynı değildir. Telefon görüşmesi, mesaj, imzalı iş emri ve onaylanan teklif birlikte değerlendirilebilir. İmzanın hangi sayfaya ve hangi işlem kapsamına verildiği de önemlidir.
Arızanın giderilmesi sırasında başka bir parçanın da değişmesi gerektiğinin anlaşılması, her masrafın otomatik biçimde tüketiciye yüklenmesine izin vermez. Servisin ek işin neden gerekli olduğunu, fiyatını ve hangi onaya dayanarak yapıldığını açıklaması beklenir. Araç sahibi açısından en yararlı kayıt, onay verilen işlem ve tutarın açık biçimde yazılı olduğu belgedir.
Başlangıçta söylenen fiyat sonradan artırılabilir mi?
Önce sabit fiyat ile yaklaşık maliyet ayrılmalıdır. Türk Borçlar Kanunu’nun 480. maddesine göre götürü bedel kararlaştırılan eser işinde, işin beklenenden daha fazla emek veya masraf gerektirmesi kural olarak yükleniciye bedeli artırma hakkı vermez. Kanundaki olağanüstü koşullara ilişkin istisnalar saklıdır. Araç onarımının niteliğine göre bu hükümler gündeme gelebilir.
Bedel önceden belirlenmemişse veya yaklaşık olarak belirlenmişse 481. madde, yapılan işin değerini ve yüklenicinin giderlerini esas alan bir değerlendirme öngörür. Yaklaşık bedelin iş sahibinin kusuru olmadan aşırı ölçüde aşılması halinde 482. maddede özel haklar düzenlenmiştir. Bununla birlikte “tahmini fiyat” denilmiş olması, servise istediği tutarda ve kapsamda işlem yapma serbestisi tanımaz.
Örneğin 12.000 TL’lik teklif yalnızca belirli bir parça ve işçilik için verilmişken 45.000 TL isteniyorsa, farkın hangi işlemlerden oluştuğu kalem kalem görülmelidir. Ek parçaların sipariş edilip edilmediği ile onaylanan işin makul bedeli ayrı tartışmalardır. Tüketicinin sipariş etmediği hizmete ilişkin özel koruması, genel fiyat hükümleri uygulanırken gözden kaçırılmamalıdır.
Yargıtay’ın sözleşme bulunmayan onarıma yaklaşımı
Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 7 Kasım 2017 tarihli, E. 2017/2285, K. 2017/3846 sayılı kararında, taraflar arasında araç tamirine ilişkin eser sözleşmesi kurulmadığı kabul edilen bir olay incelenmiştir. Daire, araç malikinin yapılan onarımdan yararlanması nedeniyle vekâletsiz iş görme hükümlerinin değerlendirilmesini ve onarımın yapıldığı tarihteki yerel piyasa bedelinin uzman bilirkişiyle belirlenmesini istemiştir.
Bu karar, her onaysız onarımın ücretinin araç sahibine yüklenebileceği anlamına gelmez. Özellikle tüketici işleminde, sipariş edilmeyen hizmete ilişkin 6502 sayılı Kanun’un 7. maddesi ayrıca gözetilmelidir. Kararın burada gösterdiği ayrım, yazılı sözleşme bulunmaması ile hiçbir hukuki değerlendirme yapılmadan bedelin sıfır kabul edilmesinin aynı şey olmadığıdır. Kullanım amacı, talimatlar ve yapılan işin hukuki dayanağı araştırılmalıdır. [1]
Aracı elinde tutabilen servis, aracı satabilir mi?
Hapis hakkı aracın mülkiyetini servise geçirmez. Servis, sırf alacağını ödenmemiş bulduğu için aracı kendi günlük işlerinde kullanamaz, parçalarını çıkarıp bedeline sayamaz veya dilediği kişiye özel satışla devredemez. Aracı muhafaza etme konumu ile mülkiyet sahibi gibi tasarruf etme yetkisi birbirinden farklıdır.
Türk Medeni Kanunu’nun 953. maddesi, borç yerine getirilmez ve yeterli güvence de gösterilmezse, önceden bildirimde bulunarak eşyanın teslim şartlı rehin hükümlerine göre paraya çevrilmesinin istenebileceğini düzenler. Dolayısıyla söz konusu olan hukuki usule bağlı bir paraya çevirme yoludur. “Yarın ödeme yapmazsan arabayı satarım” mesajı, tek başına serbest satış yetkisi doğurmaz.
Aracın borçtan çok daha değerli olması da tek başına bütün tartışmayı çözmez; araç bölünebilir bir teminat değildir. Bununla birlikte hakkın kötüye kullanılması, alacağın varlığı, kapsamı ve başka güvence imkânları somut olayda önem taşıyabilir. Birden fazla araç tutuluyorsa ayrıca bütün araçların elde tutulmasının gerekçesi değerlendirilmelidir.
2024 tarihli karar: Birden fazla aracın tutulması
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 21 Kasım 2024 tarihli, E. 2024/66, K. 2024/3127 sayılı kararında, yedi kamyonun servis borcu nedeniyle tutulması ve bundan doğduğu ileri sürülen kazanç kaybı incelenmiştir. Dosyada taraflar tacirdir ve servis alacağının varlığı kabul edilmektedir. Araçlar üzerindeki rehin, haciz ve finansal kiralama ilişkileri de değerlendirmede etkili olmuştur.
Mahkeme, hapis hakkının haksız kullanıldığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle tazminat talebini reddeden ilk derece kararına yönelik istinaf başvurusunu reddetmiştir. Bu karar, her servisin her aracı süresiz tutabileceğini söylemez. Özellikle tüketicinin onaylamadığı ek ücretin tartışıldığı bir uyuşmazlıkla, varlığı kabul edilmiş ticari servis borcunu aynı görmek doğru değildir. Karar ayrıca araçtan mahrum kalmanın tek başına tazminat için yeterli olmadığını; alıkoymanın hukuki dayanağının da değerlendirilmesi gerektiğini gösterir. [2]
Aracı teslim almak için ilk yazılı talep nasıl hazırlanmalı?
Servisten iş emrinin, ilk teklifin, ek iş onaylarının, değiştirilen parçaların listesinin ve ayrıntılı bedel hesabının örneği istenmelidir. Faturanın yalnızca toplam tutarı değil, parça ve işçilik kalemleri de incelenmelidir. Hangi borç için ve hangi gerekçeyle aracın teslim edilmediğinin yazılı açıklanması talep edilebilir.
Araç sahibi de kabul ettiği işlem ve tutarla itiraz ettiği kalemleri açıkça ayırmalıdır. Tartışmasız kısmı ödemek uyuşmazlığın kapsamını daraltabilir; ancak bu ödeme kalan bedel yönünden ileri sürülen hapis hakkını her durumda kendiliğinden sona erdirmez. Ödeme açıklaması, anlaşma veya teslim tutanağı hazırlanırken bunun bütün borcun kabulü ya da tüm taleplerden vazgeçme şeklinde yorumlanmamasına dikkat edilmelidir.
Aracın teslim anındaki kilometresi, genel durumu, eksik parçası olup olmadığı ve varsa yeni hasarlar kayda geçirilmelidir. Onarımın hatalı olduğu ileri sürülüyorsa, başka yerde kapsamlı müdahale yapılmadan önce teknik durumun belgelenmesi önemlidir. Gerektiğinde yargısal delil tespiti değerlendirilir; sonradan değişen parçalar uyuşmazlığın teknik incelemesini güçleştirebilir.
Teminat, mahkeme ve acil teslim ihtiyacı
Taraflar bedelin bir kısmının ödenmesi, güvence gösterilmesi veya başka bir çözüm üzerinde anlaşabilir. Ancak sunulan her çek, senet veya sözlü ödeme sözü yeterli güvence sayılmaz. Güvencenin yeterliliği ve aracın teslimine etkisi hukuki değerlendirme gerektirir. Anlaşma sağlanırsa teslim şartları ve tartışmalı tutara ilişkin hakların durumu açıkça yazılmalıdır.
Araca acil ihtiyaç bulunması halinde, teslim talebiyle birlikte ihtiyati tedbir imkânı değerlendirilebilir. Tedbir otomatik verilmez; mahkeme yaklaşık ispatı, mevcut hakkı, gecikme riskini ve gerektiğinde teminatı inceler. Ailenin tek aracının tutulması veya ticari faaliyetin aksaması önemli olgular olabilir, fakat tek başına teslim kararı garantisi oluşturmaz.
Uyuşmazlık salt bir ücret anlaşmazlığıysa kolluğa başvurmak her durumda aracın hemen alınmasını sağlamaz. Tehdit, mala zarar verme veya başka bir suç şüphesi varsa bunun ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Hukuki alacak tartışması ile somut suç iddiası birbirine karıştırılmamalıdır.
Başvuru yeri ve zarar talebi nasıl belirlenir?
Kişisel kullanım için alınan servis hizmetinde tüketici yolları gündeme gelir. 2026 yılında değeri 186.000 TL’nin altında kalan tüketici uyuşmazlıklarında hakem heyetine başvuru zorunludur. Bu sınır ve üzerindeki uyuşmazlıklarda tüketici mahkemesi ve kanuni istisnalar dışında dava öncesi arabuluculuk değerlendirilir. Ancak araç teslimi talebinin değeri ve niteliği, yalnızca itiraz edilen fatura tutarına bakılarak belirlenmemelidir. Para iadesi ile aracın teslimi aynı talep değildir. [3]
Araç ticari faaliyet için kullanılıyorsa, tarafların sıfatı ve işlemin amacı ayrıca incelenir; görevli mahkeme ve arabuluculuk şartı buna göre değişebilir. Her araç sahibinin tüketici, her servis uyuşmazlığının da tüketici mahkemesinin görevinde olduğu varsayılamaz.
Haksız alıkoyma nedeniyle ikame araç gideri veya kazanç kaybı isteniyorsa, zarar, süre ve nedensellik belgelenmelidir. Kiralama faturası, aracın kullanım ihtiyacı ve makul alternatifler önem taşır. Servisin sonradan ileri sürdüğü otopark ya da muhafaza ücreti de otomatik kabul edilmez; dayanağı, bildirimi ve koşulları araştırılır. Öncelikli amaç, borcun kapsamını ve teslim engelini belgelerle netleştirerek uygun hukuki yolu seçmektir.
Kaynaklar
- Yargıtay 15. HD, 07.11.2017, E. 2017/2285, K. 2017/3846 — resmî tam metin.
- İstanbul BAM 3. HD, 21.11.2024, E. 2024/66, K. 2024/3127 — resmî tam metin.
- Ticaret Bakanlığı — Tüketici Hakem Heyetlerine İlişkin Bilgilendirme Metni, 22.01.2026.
- 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu, m. 950–953.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m. 480–482 ve 526–529.
- 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, özellikle m. 7, 68, 73 ve 73/A.
