Aracın sizde kalması, üzerindeki hukuki sınırlamanın kalkması değildir
Bir icra dosyasında aracınız haczedilmiş, ancak otoparka götürülmek yerine size yediemin olarak bırakılmış olabilir. Günlük hayatta bu durum, aracın kullanılmasına devam edilebileceği veya bir yakına verilebileceği şeklinde anlaşılabilmektedir. Oysa mülkiyet hakkı ile resmî bir işlem sonucunda üstlenilen muhafaza görevi birbirinden farklıdır. Aracın sahibi olmanız, teslim tutanağından ve ilgili mevzuattan kaynaklanan yükümlülüklerinizi ortadan kaldırmaz.
Örneğin borçlu, haczedilen otomobilini teslim tutanağını imzalayarak muhafaza etmek üzere almış olsun. Birkaç ay sonra aracı şehir dışındaki kardeşine bırakması, satış aşamasında aracın bulunamaması veya çağrıya rağmen teslim edilememesi bir ceza soruşturmasının konusu olabilir. Ancak böyle bir olayda yalnızca “araç teslim edilmedi” bilgisiyle suçun oluştuğu söylenemez. Teslimin hukuki dayanağı, kişinin görevi, yaptığı davranış ve kusuru birlikte incelenmelidir.
Önce hangi işlemle yediemin olunduğu belirlenmelidir
Uygulamada birbirinden farklı işlemler aynı kelimeyle anlatılır. Araç üzerinde sicil kaydına işlenen haciz bulunması, aracın fiilen haczedilip belirli bir kişiye muhafaza amacıyla teslim edilmesiyle aynı değildir. Trafikten men edilen araç, ceza soruşturmasında suç delili olarak korunan araç ve icra dosyasında haczedilen araç bakımından da hukuki dayanaklar farklı olabilir.
Bu nedenle ilk bakılacak belge, ruhsattan önce haciz ve teslim tutanağıdır. Tutanağın hangi makam tarafından düzenlendiği, araç bilgilerinin doğru yazılıp yazılmadığı, kime teslim yapıldığı, muhafaza adresi ve açıklanan yükümlülükler kontrol edilmelidir. Yalnızca araç sahibi olmak veya araçta haciz kaydı bulunduğunu bilmek, kişiyi kendiliğinden her durumda yediemin hâline getirmez.
Tutanağı imzalayan kişinin sıfatı da önemlidir. Şirket çalışanının imzası, şirket müdürünün beyanı ve araç malikinin kişisel kabulü aynı olay değildir. Ceza sorumluluğu kişiseldir; kimin hangi görevi üstlendiği somut belgeler üzerinden belirlenmelidir.
Muhafaza görevini kötüye kullanma hangi davranışları kapsar?
Türk Ceza Kanunu’nun 289. maddesi, muhafaza amacıyla resmen teslim edilen belirli mallar üzerindeki yükümlülüklere aykırı davranışları düzenler. Maddenin birinci fıkrasındaki temel mesele, teslim amacının dışında tasarrufta bulunulmasıdır. Haczedilmiş aracın gizlenmesi, teslimi engelleyecek biçimde elden çıkarılması veya muhafaza düzenini ortadan kaldıran davranışlar bu çerçevede değerlendirilebilir.
Burada her eksiklik aynı anlama gelmez. Aracın belirtilen adreste bulunmaması araştırılması gereken önemli bir durumdur; fakat bunun nedeni açıklığa kavuşturulmadan otomatik sonuç çıkarılamaz. Araç kayıtlı bir serviste tamirde olabilir, resmî bir makam tarafından başka yere çekilmiş olabilir veya gerçekten saklanmış olabilir. Bu ihtimallerin belge ve delilleri farklıdır.
Suçun değerlendirilmesinde görevin varlığı kadar davranışın bilinçli olup olmadığı da önem taşır. Yedieminlik, her türlü kaybın koşulsuz olarak hapis cezasına yol açtığı bir sorumluluk modeli değildir. Bununla birlikte “araç zaten benimdi” savunması da tek başına yeterli değildir. TCK m.289/1, failin malın sahibi olması durumunda cezanın yarı oranında indirilmesini düzenler. Bu düzenleme, malik olmanın sorumluluğu bütünüyle kaldırmadığını gösterir.
TCK m.289/1’de temel yaptırım üç aydan iki yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasıdır. Bunlar alternatif yaptırımlar olarak yazılmamıştır. Ancak somut dosyadaki sonuç; uygulanacak fıkra, suç tarihi, indirimler ve kişisel koşullara göre belirlenir. Bu nedenle yalnızca kanuni aralıktan hareketle belirli bir cezanın verileceği söylenemez. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m.289
Aracı kullanmak her durumda aynı suç anlamına gelir mi?
Bu soruya aracın hangi nedenle teslim edildiği belirlenmeden kesin yanıt verilemez. Özellikle TCK m.289’un suç nedeniyle elkonulan ve muhafaza amacıyla teslim edilen eşyanın amacı dışında kullanılmasına ilişkin dördüncü fıkrası, her icra haczine doğrudan uygulanacak genel bir araç kullanma yasağı gibi sunulmamalıdır. Ceza soruşturmasındaki elkoyma ile alacak tahsili için yapılan haciz aynı işlem değildir.
İcra kapsamında yediemin bırakılan aracın kullanılması bakımından ise teslim şartları, varsa kullanım izni, aracın korunması ve istendiğinde teslim edilebilir durumda tutulması araştırılır. Kullanım sırasında aracın saklanması, parçalarının değiştirilmesi veya muhafaza amacından uzaklaştırılması değerlendirmeyi etkileyebilir. “Sadece kullandım” ifadesi olayın diğer unsurlarını ortadan kaldırmaz.
Pratik yaklaşım, sözlü açıklamalara güvenerek hareket etmemektir. Kullanım konusunda tereddüt varsa yetkili makamdan yazılı açıklama veya karar istenmelidir. Alacaklının telefonda verdiği onay, muhafaza yükümlülüğünü değiştiren resmî işlemle eş tutulmamalıdır.
Aracı kardeşe, çalışana veya tamirciye bırakmak
Yedieminlik görevinin kişisel olarak üstlenilmiş olması, aracın başkasına teslimini önemli hâle getirir. Kişinin “güvendiğim birine verdim” demesi, resmî teslimin sonuçlarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Aracın fiilî kontrolünün kimde bulunduğu ve gerektiğinde nasıl geri getirileceği incelenir.
Bununla birlikte bütün üçüncü kişi teslimleri aynı nitelikte değildir. Arızalı aracın belgeli şekilde servise götürülmesi ile nerede olduğu bilinmeyen bir kişiye süresiz bırakılması arasında belirgin fark vardır. Servis kabul formu, çekici faturası, onarımın kapsamı, araç teslim tarihleri ve yetkili makama yapılan bildirimler olayın açıklanmasına yardımcı olur.
Görevi sürdüremeyecek kişinin çözümü, aracı kendi kararıyla başka bir yediemine bırakmak değildir. Sağlık, taşınma veya güvenli muhafaza alanının kaybı gibi nedenler ortaya çıktığında ilgili makama başvurulması ve teslimin usulünce düzenlenmesi gerekir. Başvuru yapıldığı için görevin hemen sona erdiği de varsayılmamalıdır.
Araç çalınır, yanar veya kazada zarar görürse
Aracın zarar görmesiyle kasten elden çıkarılması ayrılmalıdır. TCK m.289’un üçüncü fıkrası, muhafaza için teslim edilen malın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle kaybolması veya bozulmasını ayrıca ele alır. Bu nedenle kast bulunmadığını söylemek, her olayda bütün sorumluluk ihtimallerini ortadan kaldırmaz.
Araç çalındığında nerede park edildiği, anahtarların nasıl saklandığı, güvenlik tedbirleri ve olaydan sonra yapılan bildirimler önem kazanır. Yangın veya selde de olayın kaynağı, önlenebilirliği ve aracın neden o yerde tutulduğu incelenebilir. Kimsenin engelleyemeyeceği bir olay ile açık bir ihmal aynı şekilde değerlendirilmemelidir.
Olayın gecikmeden kolluğa ve ilgili dosyaya bildirilmesi, fotoğrafların, kamera kayıtlarının, sigorta belgelerinin ve hasar tespitlerinin korunması gerekir. Sonradan hazırlanmış belgesiz açıklamalar yerine olay zamanına ait kayıtlar daha sağlıklı değerlendirme yapılmasını sağlar.
Teslim çağrısı geldiyse ne yapılmalıdır?
Teslim talebi içeren tebligatın tarihi, hangi dosyadan geldiği ve ne istendiği dikkatle okunmalıdır. Araç teslim edilebiliyorsa bunun tutanakla yapılması; edilemiyorsa sebebin somut belgelerle ilgili makama bildirilmesi önemlidir. Telefonla bilgi vermek, yazılı başvurunun ve fiilî teslimin yerine geçtiği varsayımına dayandırılmamalıdır.
Teslim çağrısının bulunması veya tebliğ biçimi her olayda aynı hukuki sonucu doğurmaz. Bazı olaylarda teslim amacına aykırı tasarruf daha önce gerçekleşmiş olabilir. Bu nedenle “bana henüz çağrı gelmedi, istediğim gibi davranabilirim” yaklaşımı da güvenli değildir.
Tutanakta yanlış plaka, kimlik veya teslim tarihi varsa bu hata zamanında ortaya konulmalıdır. Aracı gerçekte almayan kişiyle, alıp daha sonra başka yere bırakan kişinin savunması aynı olamaz. İcra dosyasının tamamının incelenmesi bu ayrımı sağlar.
Satış yerine götürmemek ile malı gizlemek aynı davranış değildir
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 11.09.2012 tarihli, E.2010/31641, K.2012/16544 sayılı kararında, hacizli malın satış yerine getirilmemesinin teslim amacı dışında tasarruf unsurunu oluşturmayacağı belirtilmiş ve beraat kararı onanmıştır. Bu eski tarihli karar, bir taşıma talebine uyulmamasının tek başına malı gizlemek veya elden çıkarmakla eş tutulamayacağını gösterir. Karar, aracın her koşulda kullanılabileceği ya da teslim taleplerinin görmezden gelinebileceği anlamına gelmez. Kararın resmî tam metni
Bu ayrımın özel hukuk yönünden dayanaklarından biri TBK m.566’daki geri verme yeridir: Saklanan şeyin, korunması gereken yerde geri verilmesi ve geri verme giderleri ile hasarının saklatana ait olması düzenlenir. İcra dosyasında ayrıca uygulanacak kurallar ve somut teslim şartları da incelenmelidir. Araç muhafaza yerinde hazırken onu başka bir yere taşımamak ile muhafaza yerinde de teslim edememek farklı olaylardır. Türk Borçlar Kanunu, m.566
Sonradan geri getirmek ve borcu ödemek aynı şey değildir
TCK m.289/2, birinci fıkradaki suç bakımından, kovuşturma başlamadan önce eşyanın geri verilmesi veya bunun mümkün olmaması hâlinde bedelinin ödenmesi durumunda cezanın beşte dördünün indirilmesini düzenler. Bu hüküm her fıkraya ve yargılamanın her aşamasına uygulanabilen genel bir cezasızlık kuralı değildir. İşlemin yapıldığı tarih ile dosyanın aşaması birlikte kontrol edilmelidir. Aracın geri getirilmesi, her dosyada suçun hiç oluşmamış sayılacağı anlamına gelmez.
İcra borcunun ödenmesi de ayrı konudur. Alacaklıyla anlaşılması veya borcun sonradan kapatılması, daha önceki muhafaza davranışının ceza hukuku bakımından sonuçlarını kendiliğinden silmez. Aynı şekilde dosyada haczin devam edip etmediği ve yedieminlik görevinin sona ermesine ilişkin işlemler ayrıca incelenmelidir.
Ceza sorumluluğu ile malın kaybından veya değerindeki azalmadan kaynaklanan özel hukuk talepleri farklı değerlendirmelerdir. Bir ceza dosyasındaki sonuçtan hareketle bütün maddi taleplerin de kendiliğinden çözüldüğü varsayılmamalıdır.
Aynı olay için ikinci bir ceza dosyası açılmışsa
Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 13.01.2026 tarihli, E.2025/16094, K.2026/283 sayılı kararı, muhafaza görevini kötüye kullanma suçunda aynı fiil nedeniyle iki dava açılmasına ilişkindir. Daire, aynı sanığın aynı eylemi hakkında daha önce açılmış dava ve verilmiş karar bulunduğunu saptayarak ikinci davanın reddine karar vermiş, bu dosyada hükmolunan cezayı kaldırmıştır. Karar CMK m.223/7 çerçevesindedir; araç kullanmanın hangi koşullarda suç oluşturduğuna ilişkin bir karar değildir. Kararın resmî tam metni
Bu nedenle birden fazla tebligat alan kişi yalnızca dosya numaralarının farklılığına bakmamalıdır. İddianamelerdeki fiil, tarih ve sanık karşılaştırılmalıdır. Farklı tarihlerde gerçekleşen farklı davranışların bulunması başka bir değerlendirme gerektirir; her ikinci şikâyet otomatik olarak mükerrer dava sayılmaz.
Dosya hazırlanırken hangi belgeler toplanmalı?
İncelemenin temelini haciz tutanağı, yediemin teslim belgesi, muhafaza adresine ilişkin kayıtlar ve teslim çağrıları oluşturur. Bunlara aracın bulunduğu yeri gösteren belgeler, servis ve çekici kayıtları, varsa kaza veya hırsızlık tutanakları eklenmelidir. İlgili tarihler kronolojik olarak yazılmalıdır.
Özellikle araç üçüncü bir kişinin elindeyse bu kişinin kimliği, teslimin nedeni ve aracın güncel konumu mümkün olduğunca açıklaştırılmalıdır. Delil niteliğindeki yazışmalar silinmemeli, değiştirilmemeli ve gerçeğe aykırı belge oluşturulmamalıdır. Savunmanın amacı olayın gerçek akışını göstermek olmalıdır.
Sonuç olarak haczedilen aracın yediemin olarak sahibinde bırakılması, sınırsız kullanım ve devir yetkisi vermez. Buna karşılık her kullanım veya her teslim gecikmesi de kendiliğinden aynı suçun oluştuğunu göstermez. Doğru değerlendirme; resmî teslimin dayanağı, muhafaza görevinin kapsamı, somut davranış ve kusurun birlikte incelenmesine bağlıdır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır; somut dosyada hukuki değerlendirme yerine geçmez.
Kaynaklar
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, m.289/1–4: Resmî teslim, amaca aykırı tasarruf, malik indirimi, geri verme, özen yükümlülüğü ve suç nedeniyle elkonulan eşyanın kullanımı.
- 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, m.566: Geri verme yeri.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi, 11.09.2012, E.2010/31641, K.2012/16544: Yukarıda bağlantısı verilen resmî tam metin; satış yerine getirmeme ile amaca aykırı tasarruf ayrımı.
- Yargıtay 2. Ceza Dairesi, 13.01.2026, E.2025/16094, K.2026/283: Yukarıda bağlantısı verilen resmî tam metin; aynı fiil nedeniyle mükerrer dava. Güncel kararın usule ilişkin olduğu özellikle korunmuştur.
