Ticari Sözleşmelerde Uyuşmazlık Riskini Azaltan Hükümler

Bir ticari sözleşmenin değeri, yalnızca işler yolunda giderken değil, ödeme geciktiğinde veya teslim beklentiyi karşılamadığında ortaya çıkar. Uyuşmazlığı azaltan hükümler, tarafların sorumluluklarını ölçülebilir biçimde tanımlar ve sorun çıktığında hangi adımın izleneceğini gösterir. Her ihtimale yüksek cezalar yazmak tek başına etkili koruma sağlamaz. Bildirim, düzeltme süresi, kabul, teminat ve sona erme düzeni birbiriyle uyumlu olmalıdır. Bu yazı, imzalanmış ya da hazırlanmakta olan işletmeler arası sözleşmelerde riskli noktaların nasıl belirginleştirilebileceğini açıklar.

Teslimin tamamlandığı nasıl anlaşılacak?

Teslim ve kabul mekanizması belirsizse satıcı işini bitirdiğini, alıcı ise eksikler nedeniyle ödeme zamanının gelmediğini ileri sürebilir. Bu nedenle teslim edilecek sonuç, kontrol yöntemi ve eksiklik bildirim süreci tanımlanmalıdır. Bir makinenin fiziksel olarak teslimiyle çalışır durumda devreye alınması aynı aşama olmayabilir. Hizmet sözleşmesinde de dosyanın gönderilmesi ile kararlaştırılan içeriğin tamamlanması farklıdır. Hangi belgenin hangi aşamayı doğruladığı açık yazılmalıdır.

Kabul tutanağının bütün haklardan vazgeçme anlamına gelip gelmediği ayrıca önemlidir. Sonradan anlaşılabilecek ayıplar, kısmi kabul ve çekince kayıtları değerlendirilmelidir. Tacirler arasındaki satışta TTK m.23’teki ayıp inceleme ve bildirim süreleri gözden kaçırılmamalıdır. İşletme içinde teknik ekibin tespitini hukuk veya satın alma birimine zamanında aktarması da sözleşme kadar önem taşır. Tutanak düzeni, günlük operasyonla uyumlu değilse belirlenen haklar fiilen kullanılamayabilir.

Gecikme başladığında hangi bildirim yapılacak?

TBK m.117 uyarınca temerrüt için genel kural, ödeme zamanı gelmiş borçta ihtardır; belirli vade gibi durumlarda ihtar gerekmeyebilir. Sözleşme, ödeme veya teslim tarihini belirsiz bıraktığında temerrüt başlangıcı da tartışmalı hâle gelir. “Mümkün olan en kısa sürede” yerine takvim tarihi veya açıkça hesaplanabilen bir süre belirlemek yararlıdır. Başlangıcın avans ödemesine, teknik onaya veya gerekli verilerin teslimine bağlı olduğu durumlarda bu şartların gerçekleşmesi de kayda alınmalıdır.

Tacirler arasında temerrüt, fesih ve dönmeye ilişkin ihbar ve ihtarlarda TTK m.18/3’te belirtilen yöntemler gözetilmelidir. Günlük proje mesajı ile hukuki bildirim aynı amaçla hazırlanmaz. Bildirimde hangi yükümlülüğün ihlal edildiği, hangi tarihte yerine getirilmesi gerektiği ve ne talep edildiği açık olmalıdır. Yanlış şirkete veya kullanılmayan adrese gönderilen yazı sorun yaratabilir. Sözleşmedeki iletişim adresleri ile kanunun öngördüğü bildirim yöntemleri birlikte değerlendirilmelidir.

Düzeltme süresi ne işe yarar?

Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerde TBK m.123, temerrüde düşen tarafa ifa için uygun süre verilmesini düzenler. TBK m.124 ise süre verilmesinin gerekmeyebileceği durumları sayar. Sözleşmede giderilebilir eksiklikler için açık bir düzeltme süreci kurulması, her küçük sorunun doğrudan feshe dönüşmesini önleyebilir. Ancak bu süreç kanundan doğan acil veya özel hakları ölçüsüz biçimde ortadan kaldırmamalıdır. Gecikmenin niteliği ile verilen sürenin gerçekçi olup olmadığı birlikte düşünülmelidir.

Örneğin raporda eksik bir tablonun tamamlanması ile üretim hattının tamamen yeniden kurulması aynı sürede giderilemez. Sürenin ne zaman başlayacağı, düzeltmenin nasıl bildirileceği ve başarısızlık hâlinde hangi hakkın kullanılacağı belirlenebilir. Karşı tarafın işbirliği gerekiyorsa onun yükümlülükleri de yazılmalıdır. Bir taraf gerekli bilgi veya erişimi sağlamazken bütün gecikmeyi diğerine yüklemek yeni tartışmalar doğurur. Sözleşme, sorunun kaynağını ayırmaya yardımcı olacak kayıt düzeni kurmalıdır.

Cezai şart ve zarar hesabı birlikte nasıl düzenlenir?

Cezai şartta ihlalin tanımı, hesaplama birimi ve varsa toplam üst sınır açık olmalıdır. Günlük gecikme cezası kararlaştırılıyorsa hangi tutar üzerinden hesaplanacağı belirlenmelidir. TBK m.179, cezanın asıl ifayla ilişkisini farklı ihtimallere göre düzenler. Belirli zamanda veya yerde ifaya ilişkin cezada, ifanın çekincesiz kabulü sonuç doğurabilir. Bu yüzden teslimi kabul eden personelin kullandığı tutanak, sözleşmedeki ceza hakkının korunması bakımından önemlidir.

TBK m.180 gereği cezai şart için her zaman zarar gerçekleşmesi aranmaz; cezayı aşan zarar ise ayrı koşullarla değerlendirilir. Ancak ceza kaydı, temel borcun geçerliliğinden ve kanuni sınırlardan bağımsız değildir. Tacir borçlunun ceza indirimi talebinde TTK m.22’de özel düzenleme bulunur. “Mahkeme zaten indirir” düşüncesiyle ağır bir hükmün kabul edilmesi risklidir. Aynı ihlal için farklı başlıklarla mükerrer talepler öngörülüyorsa bunların ilişkisi de açıklanmalıdır.

Mücbir sebep ile maliyet artışı aynı değildir

TBK m.136 ifanın borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeple imkânsızlaşmasını; m.138 ise aşırı ifa güçlüğünü düzenler. Her maliyet artışı imkânsızlık değildir. Her olağanüstü olay da sözleşmeden doğan bütün yükümlülükleri kendiliğinden durdurmaz. Olayın somut edime etkisi, öngörülebilirliği ve tarafın kontrol alanıyla bağlantısı incelenir. Sözleşmede olay listesi yazılması yararlı olabilir, fakat tanımın işin gerçek riskleriyle uyumlu olması gerekir.

Bildirim süresi, zararı azaltma yükümlülüğü, alternatif ifa imkânı ve olay uzun sürerse sona erme düzeni ayrıca belirlenebilir. Etkilenmeyen yükümlülüklerin devam edip etmeyeceği açıklanmalıdır. Örneğin bir teslimatın engellenmesi daha önce teslim edilmiş ürünlerin bedelini otomatik olarak ödememe hakkı vermez. Taraflar olayın etkisini belgelerle ortaya koymalıdır. Genel bir ekonomik güçlük açıklaması, belirli bir sözleşmede uyarlamanın bütün koşullarının oluştuğunu tek başına göstermez.

Sona erme sonrasındaki işlemler unutulmamalı

Fesih veya dönme hükmü yalnızca ilişkinin biteceğini söylememelidir. Tamamlanan işlerin bedeli, avansların durumu, teslim edilmiş malzeme, verilerin iadesi ve geçiş desteği gibi konular açıklanabilir. TBK m.125 kapsamında dönme ile sürekli edimli ilişkilerde sona ermenin sonuçları aynı değildir. Hangi hakkın kullanılacağı somut sözleşmenin yapısına bağlıdır. Birbirini dışlayan taleplerin aynı anda ileri sürülmesi, istenen sonucun belirsizleşmesine yol açabilir.

Son kontrol için her önemli risk karşısında dört soru sorulabilir: Hangi olay hakkı doğuruyor, olay nasıl ispatlanıyor, bildirim kime yapılıyor ve sonuç ne oluyor? Bu sorulardan biri cevapsızsa hükmün uygulanması zorlaşabilir. Sözleşme eklerinin öncelik sırası ve değişikliklerin kayıt yöntemi de aynı çerçevede kurulmalıdır. Amaç, uzun bir metin üretmek değil, tarafların sorun karşısında ne yapacağını anlayabildiği ve uygulayabildiği bir düzen oluşturmaktır.

Kaynaklar