Tam Yargı Davası Nedir? İdarenin Verdiği Zarar Nasıl Talep Edilir?

·

Bir kamu kurumunun işlemi veya yürüttüğü hizmet sırasında zarar gören kişiler, kayıplarının nasıl giderileceğini merak eder. Yol bakımındaki bir aksaklık, kamu hizmetinin gereği gibi sunulmaması veya hukuka aykırı bir idari karar farklı zararlar doğurabilir. İdari yargıda bu zararların giderilmesi için başvurulan temel yollardan biri tam yargı davasıdır. Ancak her olay aynı başvuru sırasına ve aynı süreye tabi değildir.

Tam yargı davasının amacı, şartları oluştuğunda idarenin sorumluluğundaki zararın karşılanmasını sağlamaktır. İptal davası ise idari işlemin hukuka uygunluğunu konu alır. Bu ayrım önemlidir: Bir işlemin iptal edilmesi ile zararın parasal olarak giderilmesi aynı talep değildir. Bazen iki talep birlikte, bazen farklı aşamalarda gündeme gelir. Dosyanın başlangıcında neyin istendiği açıkça belirlenmelidir.

Hangi Zararlar Gündeme Gelebilir?

Tam yargı davasında maddi ve koşulları varsa manevi zararların giderilmesi istenebilir. Maddi zarar, örneğin belgelenebilen bir gider veya gelir kaybı şeklinde ortaya çıkabilir. Manevi tazminat ise her memnuniyetsizliğin karşılığı değildir; olayın kişinin manevi varlığı üzerindeki etkisi ve hukuki koşullar değerlendirilir. Zarar kalemlerinin birbirinden ayrılarak anlatılması talebin anlaşılmasını kolaylaştırır.

Zararın yaşanmış olması, kamu kurumunun her durumda ödeme yapmak zorunda olduğu anlamına gelmez. İdarenin sorumluluğunu doğuran hukuki sebep, zarar ve bunlar arasındaki bağlantı incelenir. Kamu hizmetinin geç, eksik veya kötü işlemesi önem taşıyabilir. Bazı durumlarda kusursuz sorumluluk esasları da tartışılır; ancak bunlar bütün olaylara uygulanabilecek genel bir ödeme güvencesi değildir.

Örneğin bir kazanın kamu hizmetindeki eksiklikten kaynaklandığı ileri sürülüyorsa olay yerinin durumu, ilgili kurumun görev alanı ve kazanın oluş biçimi birlikte araştırılır. Zarar görenin veya üçüncü kişinin davranışı da değerlendirmeyi etkileyebilir. Bu nedenle yalnızca olayın bir kamu alanında gerçekleşmiş olması üzerinden sonuca ulaşılmaz. Somut bağlantının kurulması gerekir.

İdari İşlem ile İdari Eylem Arasındaki Fark

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 12. maddesi, idari işlemler nedeniyle açılacak tam yargı davalarının yollarını düzenler. İlgili kişi doğrudan tam yargı davası açabilir veya iptal ve tam yargı taleplerini birlikte ileri sürebilir. Kanunda, önce iptal davası açılması halinde sonradan tazminat istenmesine ilişkin düzenleme de bulunur. Bu seçeneklerin süreleri olayın aşamasına göre hesaplanır.

İdari eylemden kaynaklanan zararlar bakımından ise Kanunun 13. maddesindeki ön başvuru sistemi önemlidir. Burada yalnızca dava dilekçesi hazırlamak yeterli olmayabilir; önce ilgili idareden zararın giderilmesinin istenmesi gerekir. Bir olayın işlem mi, eylem mi yoksa farklı nitelikte bir uyuşmazlık mı oluşturduğu, izlenecek yolu değiştirebilir. Aynı görünümdeki olaylarda farklı başvuru sonuçları çıkmasının sebeplerinden biri budur.

Başvuru Süreleri Neden Önemli?

İYUK’un 13. maddesine göre idari eylem nedeniyle hakları ihlal edilenlerin, eylemi öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her durumda eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurmaları gerekir. Öğrenmenin nasıl gerçekleştiği, zararın niteliği ve olayın özel özellikleri süre değerlendirmesinde önem taşıyabilir. Bu süreler beklemek için verilmiş güvenli bir dönem olarak görülmemelidir.

İsteğin tamamen veya kısmen reddedilmesi üzerine ret kararının bildirimini izleyen günden itibaren dava açma süresi içinde başvurulur. Otuz gün cevap verilmezse bu sürenin bitiminden itibaren dava süresi gündeme gelir. Özel durumlar ve farklı yargı kollarında yapılan başvurular ayrıca incelenmelidir. Kuruma başvurmuş olmak, dosyanın süresiz biçimde açık kalacağı anlamına gelmez.

Birçok kişi zararı artıran giderleri tamamlamadan başvuru yapmak istemez. Ancak bütün tedavi, onarım veya ekonomik sonuçların kesinleşmesini beklemek süre bakımından riskli olabilir. Henüz bilinmeyen zararlar ve sonradan ortaya çıkan gelişmelerin nasıl ele alınacağı dosyaya göre değerlendirilir. Bu nedenle ilk inceleme mümkün olduğunca erken yapılmalıdır.

Zarar Nasıl Belgelenir?

Olay tutanakları, fotoğraflar, sağlık kayıtları, faturalar, ödeme belgeleri ve gelir kayıtları zararın niteliğine göre önem taşır. Kuruma daha önce yapılan bildirimler ve alınan cevaplar da saklanmalıdır. Belgelerin tarihleri olayla bağlantının kurulmasına yardımcı olur. Sadece toplam bir rakam söylemek yerine, bu rakamın hangi kayıplardan oluştuğunu göstermek gerekir.

Belgelenemeyen her zarar otomatik olarak reddedilecek diye bir kural kurulamaz; ancak ispat güçlüğü ortaya çıkabilir. Teknik konularda bilirkişi incelemesi gerekebilir. Örneğin hizmetteki eksiklik ile bedensel zarar arasındaki bağlantı uzman değerlendirmesine ihtiyaç duyabilir. Başvuran kişinin kendi açıklaması önemlidir, fakat teknik değerlendirmelerin yerini her durumda tutmaz.

Doğru Kurum ve Doğru Talep Nasıl Belirlenir?

İdareye teslim edilen başvurunun bir örneğini ve teslim alındığını gösteren kaydı saklamak gerekir. Cevabın hangi tarihte ulaştığını gösteren belge de aynı dosyada tutulmalıdır. Bu küçük hazırlık, sonradan doğabilecek başvuru tarihi tartışmasını önemli ölçüde azaltır.

Olayda birden fazla kamu kurumu veya özel işletme yer alabilir. Sorumlu olduğu düşünülen kurumun hizmetle ilişkisi ve hukuki statüsü bu yüzden incelenmelidir. Her kamu bağlantılı uyuşmazlık otomatik olarak idare mahkemesinde görülmez. Yanlış yargı kolunda veya yanlış talep yapısıyla ilerlemek süreci uzatabilir ve süre tartışmaları doğurabilir.

İlk görüşmeye gelirken olayın tarihini, zararı ne zaman öğrendiğinizi, hangi kuruma başvurduğunuzu ve alınan cevapları not edin. Talep edilen zarar kalemleriyle belgeleri eşleştirin. Bu hazırlık, dava açmanın uygun olup olmadığının ve başvuru sırasının anlaşılmasını kolaylaştırır. İdareden kaynaklandığını düşündüğünüz zararın giderilmesi konusunda Meram Hukuk ve Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.

Kaynaklar