Şirket Müdürü ve Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu

Şirketin zarar etmesi, müdürün veya yönetim kurulu üyesinin her durumda kişisel malvarlığıyla sorumlu olacağı anlamına gelmez. Buna karşılık şirket tüzel kişiliğinin bulunması da yöneticiyi bütün işlemlerinden dolayı koruyan sınırsız bir kalkan değildir. Sorumluluk değerlendirmesinde kanundan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülük, kusurlu ihlal, zarar ve nedensellik bağı incelenir. Anonim şirket yönetim kurulu ile limited şirket müdürlüğünün görevleri aynı maddelerde düzenlenmez. İlk adım, kişinin hangi sıfatla, hangi dönemde ve hangi yetkiyle hareket ettiğini belirlemektir.

Şirket borcu ile yönetici sorumluluğu farklıdır

Bir sözleşmenin borçlusu şirketse alacaklı kural olarak şirketten ifa ister. Yönetici, sadece sözleşmede şirket adına imza attığı için bütün borcun kişisel borçlusu hâline gelmez. Ancak kişisel kefalet, ayrı garanti, haksız fiil veya özel kanundan kaynaklanan sorumluluk bulunabilir. Kamu borçları bakımından da ayrı düzenlemeler vardır. Bu nedenle şirketin ticari borcuyla yöneticinin tazminat sorumluluğunu aynı başlık altında değerlendirmek doğru değildir.

TTK m.553, kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal etmeleri hâlindeki sorumluluğu düzenler. Limited şirketlerde m.644’ün yaptığı atıf önem taşır. İddiada yalnızca “şirket zarar gördü” denmemeli; hangi yöneticinin hangi yükümlülüğü nasıl ihlal ettiği açıklanmalıdır. Birden çok kişinin görev aldığı uzun bir süreçte, bütün işlemleri ayrım yapmadan herkese yüklemek sağlıklı bir değerlendirme sağlamaz.

Özen ve şirket menfaatini gözetme yükümlülüğü

Anonim şirkette TTK m.369, görevlerin tedbirli yöneticinin özeniyle yerine getirilmesini ve şirket menfaatlerinin dürüstlük kurallarıyla gözetilmesini öngörür. Limited şirkette m.626 benzer biçimde özen ve bağlılık yükümlülüğünü düzenler. Kararın alındığı anda mevcut bilgi, yapılan araştırma, çıkar çatışması ve izlenen süreç önemlidir. Sonradan ortaya çıkan olumsuz sonuç, karar anındaki koşullar görülmeden otomatik kusur göstergesi sayılmamalıdır. Ticari faaliyet risk içerir; hukuki inceleme risk alınmasını tek başına yasaklamaz.

Buna karşılık gerekli araştırma yapılmadan önemli bir varlığın elden çıkarılması, şirket kaynaklarının kişisel amaçlarla kullanılması veya açık risklerin sürekli görmezden gelinmesi farklı sorunlar doğurabilir. İlişkili kişilerle işlemlerde bedel, şirket yararı ve karar süreci özellikle açıklanmalıdır. Yöneticinin işlemden kişisel menfaat sağlaması ihtimali varsa bu bağlantı saklanmamalıdır. Yönetim kayıtlarının düzenli olması, kararın neden ve hangi bilgiyle alındığının sonradan anlaşılmasını sağlar.

Görev devri sorumluluğu tamamen kaldırır mı?

TTK m.367, anonim şirkette yönetimin devrine ilişkin esas sözleşme ve iç yönerge düzenini içerir. Yönetim devri ile temsil yetkisi devri aynı işlem değildir. Ayrıca m.375’te devredilemez görevler sayılmıştır. Şirketin üst düzey yönetimi, gerekli mali düzenin kurulması ve kanundaki üst gözetim yükümlülükleri bu kapsamda önemlidir. Bir çalışana fiilen görev verilmesi, kanunun aradığı devir düzeninin bütün sonuçlarıyla oluştuğu anlamına gelmez.

TTK m.553/2, kanuna dayanılarak yapılan görev veya yetki devrinde devralanın seçimindeki makul özenin gösterilmemesi hâlini ayrıca düzenler. Aynı maddenin üçüncü fıkrası, kişinin kontrolü dışında kalan aykırılıklar bakımından sınır getirir. Dolayısıyla “yetkiyi devrettim, hiçbir sorumluluğum kalmadı” ile “yönetici her çalışanın her hatasından sorumludur” ifadelerinin ikisi de aşırı genellemedir. Devrin hukuka uygunluğu, görevin niteliği ve kişinin somut kontrol alanı birlikte incelenmelidir.

Limited şirket müdürü için özel noktalar

TTK m.625, limited şirket müdürlerinin devredilemez görevlerini düzenler. Yönetim örgütü, mali planlama için gerekli düzen, faaliyet raporları, genel kurul hazırlığı ve borca batıklık hâlinde bildirim gibi başlıklar önemlidir. Genel kurulun bir işleme onay vermesi, müdürün sorumluluğunu her durumda ortadan kaldırmaz; kanun bu konuda açık sınır içerir. Bu nedenle bir kararın ortaklarca biliniyor olması ile müdürün görevini hukuka uygun yerine getirmesi ayrı değerlendirilmelidir.

Müdürün rekabet oluşturan faaliyeti bakımından TTK m.626’daki şirket sözleşmesi ve izin düzeni de kontrol edilmelidir. Müdürlük sıfatıyla edinilen bilgilerin kişisel bir girişim için kullanılması veya şirket fırsatlarının başka bir işletmeye yönlendirilmesi iddia ediliyorsa somut işlemler gösterilmelidir. Müdürün görevden alınması talebiyle geçmiş zararın tazmini birbirinden farklıdır. Yönetim sorunu devam ediyorsa m.630 kapsamında yetkinin kaldırılması veya sınırlandırılması seçenekleri ayrıca değerlendirilebilir.

Zarar kime ait ve ödeme kime istenir?

TTK m.555 uyarınca şirketin uğradığı zararın tazminini şirket ve her pay sahibi isteyebilir; pay sahibi tazminatın şirkete ödenmesini talep eder. Bu ayrım önemlidir. Şirket hesabından usulsüz ödeme yapılması nedeniyle şirketin zararı ile ortağın doğrudan kişisel zararı aynı değildir. Ortaklık payının değerindeki azalmanın kaynağı araştırılmalıdır. Dilekçede zararın sahibi yanlış belirlenirse talep edilen ödeme ile hukuki dayanak arasında sorun oluşabilir.

Birden fazla sorumlu varsa TTK m.557’deki farklılaştırılmış sorumluluk düzeni dikkate alınır. Kişinin kusuru ve durumun gerekleri önem taşır. Hangi yönetici hangi karara katılmış, kim bilgi sahibi olmuş ve kimin müdahale imkânı bulunmuştur? Karar tutanakları, görev dağılımı, yazışmalar ve ödeme onayları bu sorulara cevap sağlayabilir. Sadece kişinin ticaret sicilinde adının bulunması üzerinden bütün zararı açıklamak yerine, somut davranışla zarar arasındaki bağ kurulmalıdır.

Süre ve delil hazırlığı

TTK m.560, sorumlulara karşı tazminat istemi için zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki, her hâlde fiilden itibaren beş yıllık zamanaşımı düzenler. Fiil daha uzun ceza dava zamanaşımına tabi ise kanundaki özel kural ayrıca uygulanır. Öğrenme tarihi, her dosyada yalnızca genel kurul günüyle aynı olmayabilir. İbra ve daha önce alınmış kararlar da talep hakkını etkileyebileceğinden ayrıca incelenmelidir. Süre hesabı, olayın ve ilgili kararların tarihleriyle yapılmalıdır.

Hazırlık dosyasında şirket sözleşmesi, sicil kayıtları, yetki belgeleri, kararlar, mali tablolar ve tartışmalı işlem belgeleri birlikte bulunmalıdır. Zarar hesabı, yalnızca yapılan ödemenin büyüklüğüne değil, şirketin neyi kaybettiğine ve varsa elde ettiği karşılığa dayanmalıdır. Yönetici bakımından da kararın gerekçesi ve dayanaklarının saklanması önemlidir. Hukuki sorumluluk incelemesinin merkezinde unvan değil, görev, ihlal ve zarar arasındaki somut ilişki yer alır.

Kaynaklar