Bir yakınını kaybeden kişi, mirasın yalnızca ev, arsa veya banka hesabından oluşmadığını sonradan fark edebilir. Kredi, kefalet veya başka borçlar da mirasla bağlantılı olarak gündeme gelebilir. Mirasın reddi, mirasçının mirası kabul etmek istemediğinde değerlendirebileceği hukuki yollardan biridir. Ancak yalnızca aile içinde “ben mirası istemiyorum” demek yeterli değildir. Başvurunun kanundaki şekle ve süreye uygun yapılması gerekir. İlk adım, mirasçı sıfatının, ölümün öğrenildiği tarihin ve terekenin genel durumunun belirlenmesidir.
Miras borçları da kapsar mı?
Türk Medeni Kanunu m.599 uyarınca mirasçılar mirası ölümle birlikte bir bütün olarak kazanır. Kanundaki istisnalar saklı olmak üzere haklar yanında borçlar da önem taşır. Bu nedenle tapuda intikal yapılmamış olması, kişinin mirasla hiçbir hukuki bağlantısı bulunmadığı anlamına gelmez. Bankadan yazı gelmesini veya bir alacaklının dava açmasını beklemek her zaman doğru başlangıç değildir. Malvarlığı ve borç durumunun mümkün olduğunca erken anlaşılması yararlıdır.
Mirası reddetmekle miras payını başka bir mirasçıya devretmek aynı işlem değildir. Mirasbırakan hayattayken yapılabilecek mirastan feragat sözleşmesi de ayrı bir konudur. Bu kavramları birbirinin yerine kullanmak, istenmeyen sonuç yaratabilir. Ayrıca mirasın yalnızca borçlarının reddedilip değerli mallarının alınması şeklinde basit bir seçim yoktur. Ret, kanundaki bütünlük ve şekil koşulları içinde değerlendirilir. Hangi işlemin amaçlandığı baştan açıkça belirlenmelidir.
Üç aylık süre nasıl başlar?
TMK m.606, mirasın üç ay içinde reddedilebileceğini düzenler. Yasal mirasçılarda süre, mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe, mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten başlar. Dolayısıyla genel başlangıç, borcun öğrenildiği gün değildir. Mirasçı sıfatının daha sonra öğrenildiği iddiası varsa bunun somut dayanağı önemlidir. Bir telefon konuşması, resmi bildirim ve aile içindeki bilgi akışı farklı delillerle ortaya konulabilir.
Vasiyetnameyle atanmış mirasçılarda ise tasarrufun kendilerine resmen bildirilmesi esas alınır. Terekenin koruma amacıyla yazımı veya önceki mirasçıların reddi gibi özel durumlarda farklı başlangıç kuralları bulunabilir. Bunlar her dosyada otomatik uygulanmaz. Bu nedenle yalnızca ölüm tarihine bakarak bütün mirasçılar için tek son gün söylemek doğru değildir. Üç ayın takvim hesabı da dikkatle yapılmalıdır; gelişigüzel doksan gün kabul edilmemelidir.
Ret beyanı nereye yapılır?
TMK m.609 uyarınca mirasın reddi, sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır. Beyanın kayıtsız ve şartsız olması gerekir. “Borç çıkarsa reddediyorum” gibi koşullu ifadeler, kanundaki ret düzeninin yerine geçmez. Süresinde yapılan beyanın kayıt altına alınması ve buna ilişkin belgenin saklanması önemlidir. Noterde mirasçılık belgesi alınmasıyla sulh mahkemesine ret beyanında bulunulması farklı işlemlerdir. Biri diğerini kendiliğinden tamamlamaz.
Başvuruda kimlik, ölüm ve mirasçılık bilgileri doğru olmalıdır. Birden fazla kişinin durumu aynı dosyayla bağlantılı olsa da her mirasçının ret hakkı ve süresi ayrı değerlendirilebilir. Küçükler veya temsil gerektiren kişiler bakımından ek kurallar gündeme gelebilir. Aileden bir kişinin işlemleri takip etmesi, diğerleri adına her türlü beyanı kendiliğinden verebileceği anlamına gelmez. Temsil yetkisi ve gerekiyorsa izin konusu baştan kontrol edilmelidir.
Miras mallarıyla işlem yapmak hakkı etkiler mi?
TMK m.610, ret süresi dolmadan tereke işlemlerine olağan yönetim dışında karışılması, malların gizlenmesi veya kişinin kendisine mal edilmesi gibi davranışların ret hakkını etkileyebileceğini düzenler. Bu nedenle ret düşünülüyorsa taşınmaz satışı, hesaptan para çekme veya mal paylaşımı gibi işlemler yapılmadan önce hukuki değerlendirme alınması önemlidir. Her işlem aynı sonucu doğurmaz; olağan koruma ve gerekli yönetim faaliyetleri ayrıca ele alınır. Davranışın amacı ve kapsamı incelenmelidir.
Kanun, zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasını önlemek için dava açılması ve icra takibi yapılmasına ilişkin özel açıklama da içerir. Dolayısıyla “mirasla ilgili herhangi bir işlem yaptıysanız artık ret imkânsızdır” ifadesi aşırı genellemedir. Öte yandan yapılmış bir işlemin sonuçsuz olduğu da baştan varsayılmamalıdır. Belgeler ve işlem tarihleri birlikte değerlendirilmelidir. Başvuru öncesinde yapılan bütün malvarlığı işlemlerinin açıkça anlatılması sağlıklı değerlendirme sağlar.
Borca batık mirasta durum farklı olabilir
TMK m.605/2, ölüm tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczinin açıkça belli veya resmen tespit edilmiş olması hâlinde mirasın reddedilmiş sayılmasını düzenler. Bu, süresinde ret beyanından farklı olarak hükmen ret başlığı altında değerlendirilir. Ancak kişinin borçlu olması tek başına her durumda bu sonucu doğurmaz. Ölüm tarihindeki malvarlığı ve borç ilişkisi ortaya konulmalıdır. Sonradan ortaya çıkan mali durumla ölüm anındaki durum karıştırılmamalıdır.
Üç aylık sürenin geçirilmiş olması hâlinde “artık hiçbir yol yok” veya “borç çoksa süre hiç önemli değil” demek doğru değildir. Kanundaki koşullar ve varsa özel imkânlar ayrı incelenir. Hükmen ret iddiası, eksik bilgiyle kolayca kullanılabilecek genel bir kurtuluş yolu olarak görülmemelidir. Banka kayıtları, icra dosyaları, taşınmazlar ve diğer varlıklar birlikte değerlendirilir. Alacaklıdan gelen bir belge varsa onun kendi süreleri de ayrıca izlenmelidir.
Ret diğer mirasçıları nasıl etkiler?
Bir mirasçının reddi, payın kime geçeceği bakımından sonuç doğurur. TMK m.611 ve devamındaki kurallar nedeniyle kişinin çocukları veya diğer hak sahipleri de etkilenebilir. En yakın yasal mirasçıların tamamının reddetmesi hâlinde farklı tasfiye düzeni gündeme gelir. Bu nedenle “ben reddettim, ailedeki herkesin durumu çözüldü” varsayımı yapılmamalıdır. Özellikle çocukların bulunduğu ailelerde ret kararının sonraki etkileri baştan anlaşılmalıdır.
Mirasın reddi konusunda en yararlı hazırlık, ölümün ve mirasçılığın öğrenildiği tarihleri, bilinen borçları ve yapılan işlemleri kısa bir listeye koymaktır. Belgelerin eksik olması nedeniyle sürenin kendiliğinden durduğu düşünülmemelidir. Mevcut durumunuzun ve başvuru takviminizin değerlendirilmesi için Meram Hukuk ve Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Erken inceleme, hem süreyi kaçırma hem de farkında olmadan ret hakkını etkileyen işlem yapma riskini azaltır.
