Boşanma davasında velayet, çocuğun bakım ve temsil sorumluluğunun nasıl yürütüleceğini; nafaka ise eşin veya çocuğun geçiminin hangi koşullarda destekleneceğini ilgilendirir. Çocuğun kiminle yaşayacağı ile diğer ebeveynin ne kadar ödeme yapacağı bağlantılıdır, ancak aynı hukuki mesele değildir. Velayeti alamayan ebeveyn çocukla görüşme hakkını kendiliğinden kaybetmez. Nafaka ödenmemesi de görüşmeyi engellemenin hukuki gerekçesi değildir. Mahkemenin temel hareket noktası ebeveynlerden birini ödüllendirmek değil, çocuğun güvenliğini, gelişimini ve yaşam düzenini korumaktır.
Dava açılınca çocuğun velayeti otomatik olarak değişir mi?
Boşanma dilekçesinin verilmesi tek başına bütün sorunları çözmez. Çocuğun nerede kalacağı, okuluna nasıl devam edeceği, diğer ebeveynle nasıl görüşeceği ve masraflarının nasıl karşılanacağı konusunda geçici düzenleme gerekebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesine göre hâkim, dava devam ederken eşlerin barınması ve geçimi ile çocukların bakım ve korunmasına ilişkin gerekli geçici önlemleri kendiliğinden alır. Uygulamada geçici velayet, kişisel ilişki ve tedbir nafakası bu kapsamda değerlendirilir.
Dilekçede yalnızca “velayeti istiyorum” demek yerine çocuğun mevcut düzenini açıklamak yararlıdır. Çocuk hangi okulda okumaktadır? Günlük bakımını kim yürütmektedir? Sağlık takibi, servis ve ders saatleri nasıl planlanmaktadır? Ayrılık sonrasında kalınacak ev uygun mudur? Bu soruların belgelerle cevaplanması, soyut iddialara göre daha elverişli bir değerlendirme zemini sağlar. Acil bir güvenlik sorunu varsa olay, tarih ve mevcut belgelerle açıkça belirtilmelidir; genel suçlamalar somut riski görünmez hâle getirebilir.
Velayet kararında gelir mi, bakım düzeni mi önemlidir?
TMK m.182 ve çocukların korunmasına ilişkin hükümler birlikte değerlendirildiğinde esas ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Daha yüksek gelir tek başına velayeti belirlemez. Bakım sürekliliği, ebeveynin çocuğun ihtiyaçlarını tanıması, güvenli yaşam koşulları, kardeş ilişkileri, eğitim ve sağlık gereksinimleri önem taşır. Ebeveynin çalışması da kendiliğinden olumsuz bir durum değildir; çalışma saatleriyle bakım planının uyumu somut olarak incelenir. Yakınlardan destek alınması, desteğin niteliği ve sürekliliğiyle birlikte değerlendirilmelidir.
Çocuğun görüşü, yaşı ve olgunluğu elverdiği ölçüde dikkate alınır. Ancak karar yükünün çocuğun omuzlarına bırakılması doğru değildir. Çocuğa sürekli “anneni mi babanı mı seçiyorsun” diye sorulması veya diğer ebeveyn hakkında yönlendirici konuşmalar yapılması değerlendirmeyi de çocuğun ruhsal durumunu da etkileyebilir. Çocuğun söyledikleri, uzman değerlendirmesi ve yaşam koşullarıyla birlikte ele alınır. Bir görüşün aktarılması ile çocuğun güvenli ve baskıdan uzak biçimde dinlenmesi aynı şey değildir.
Güncel karar neyi gösteriyor?
Anayasa Mahkemesi, G.U. başvurusunda 18 Haziran 2026 tarihinde aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Uyuşmazlıkta ilk derece mahkemesi velayeti anneye vermiş; istinaf mahkemesi bu kararı kaldırmıştır. AYM, istinaf kararında uzman raporları ve diğer delillerin neden yeterli görülmediğinin açıklanmamasını, çocukların koşullarının ve üstün yararlarının gereği gibi değerlendirilmemesini incelemiştir. Karar, velayetin her durumda anneye verilmesi gerektiği anlamına gelmez. Önemli olan, çocuğa özgü delillerin tartışılması ve ulaşılan sonucun yeterli gerekçeyle açıklanmasıdır.
Bu nedenle sosyal inceleme raporunda eksik veya yanlış bilgi varsa itirazın somutlaştırılması gerekir. Örneğin raporda çocuğun devam ettiği okul yanlış belirtilmişse doğru belge sunulabilir. Bir ebeveynin yaşam koşulları hiç incelenmemişse bunun sonuca etkisi açıklanabilir. Raporun yalnızca sonucunu beğenmemek ile değerlendirme yöntemindeki eksikliği göstermek farklıdır. Mahkemenin rapora bağlı olmaması, rapordaki önemli tespitlerin gerekçesiz biçimde göz ardı edilebileceği anlamına gelmez.
Tedbir, iştirak ve yoksulluk nafakası arasındaki fark
Tedbir nafakası, dava sürerken geçimin sağlanmasına yönelik geçici bir düzenlemedir. Çocuk için hükmedilen iştirak nafakası ise velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılmasıdır. TMK m.182 ve m.327–330 kapsamında çocuğun ihtiyaçları ile anne ve babanın yaşam koşulları ve ödeme güçleri birlikte değerlendirilir. Nafaka, yalnızca gıda giderinden ibaret değildir; yaşa uygun eğitim, ulaşım, barınma ve sağlık ihtiyaçları da önemlidir.
Yoksulluk nafakası çocuğa değil, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek eşe ilişkindir. TMK m.175 uyarınca talep edenin kusurunun diğer eşten daha ağır olmaması ve kanundaki diğer koşulların bulunması gerekir. Nafaka yükümlüsünün kusurlu olması şart değildir. Bu nedenle “boşanmayı isteyen nafaka alamaz” veya “çalışan eş hiçbir koşulda nafaka alamaz” gibi kesin ifadeler doğru bir değerlendirme sağlamaz. Gelirin düzenliliği, ihtiyaçları karşılamaya elverişliliği ve somut ekonomik durum incelenmelidir.
Nafaka miktarı için hangi belgeler hazırlanmalı?
Çocuğun aylık giderlerini kalemler hâlinde göstermek yararlıdır. Okul ve servis ödemeleri, düzenli sağlık giderleri, kira içindeki barınma payı ve zorunlu bakım masrafları belgelenebilir. Yıllık giderlerin aylık karşılığı hesaplanırken aynı masrafın iki kez yazılmamasına dikkat edilmelidir. Gelir yönünden ücret bordrosu, düzenli serbest meslek kazancı, kira geliri ve ekonomik durumu ortaya koyabilecek kayıtlar önemlidir. Sadece sosyal medyadaki yaşam görüntülerinden kesin gelir sonucu çıkarılmamalıdır.
Mahkemece belirlenmiş nafakanın yetersiz kaldığı düşünülüyorsa veya ödeme gücü önemli ölçüde değişmişse artırım ya da azaltım koşulları değerlendirilir. Kişi kendi hesabına göre miktarı değiştirmemelidir. İşten ayrılma, yeni bir giderin doğması veya yeniden evlenme her nafaka türünde aynı sonucu doğurmaz. Özellikle eş için nafaka ile çocuk için nafakanın sona erme koşulları birbirine karıştırılmamalıdır. Çocuğun ergin olması sonrasında devam eden eğitim bakımından TMK m.328’in ayrı düzenlemesi vardır.
Görüşme ve ödeme sorunları birlikte nasıl yönetilir?
Kişisel ilişki günlerinin uygulanmaması ile nafakanın ödenmemesi ayrı hukuki yollarla ele alınır. Çocuğu teslim etmeme tehdidiyle ödeme sağlamak veya görüşme engellendiği için ödemeyi kesmek sorunu büyütebilir. Görüşme takvimi, teslim düzeni ve ödeme kayıtlarının düzenli tutulması uyuşmazlığın anlaşılmasını kolaylaştırır. Çocuğun sağlığı, eğitim takvimi veya taşınma nedeniyle mevcut düzen uygulanamaz hâle gelmişse kararın uyarlanması gündeme gelebilir. TMK m.183 değişen koşullarda gerekli önlemlerin alınmasına imkân tanır.
Boşanma sürecine hazırlanırken üç dosya oluşturmak pratik olabilir: çocuğun bakım ve eğitim belgeleri, tarafların gelir ve gider kayıtları, mahkeme kararları ve bildirimler. Bu düzen, hem geçici taleplerin hem de nihai kararın dayanaklarının açık kurulmasına yardımcı olur. Her ödeme açıklamalı ve izlenebilir olmalı; çocuğun özel bilgileri ise gereksiz kişilerle paylaşılmamalıdır. Velayet ve nafaka birlikte planlandığında amaç, dava sürerken de sonrasında da çocuğun gündelik hayatındaki belirsizliği azaltmaktır.
