Bir yakınının veya şirketin kredi kullanabilmesi için kefil olan kişi, çoğu zaman yalnızca imza attığını düşünür. Oysa geçerli kefalet, belirli koşullarda kişisel malvarlığını etkileyen bir sorumluluk doğurabilir. Bunun sınırı bankanın sözlü açıklamasından değil, kanun ve imzalanan belgeden anlaşılır. Kefil olmak, asıl borçlu olmakla tamamen aynı değildir; fakat önemsiz bir formalite de sayılmaz. İlk incelemede kredi türü, kefaletin şekli, azami tutar ve hangi borçları kapsadığı belirlenmelidir. Bankanın talep ettiği her kalemin kefalet kapsamında olduğu baştan kabul edilmemelidir.
Kefaletin geçerli olması için ne gerekir?
Türk Borçlar Kanunu m.583, kefaletin yazılı yapılmasını ve kefilin sorumlu olacağı azami miktarla kefalet tarihinin belirtilmesini arar. Azami miktarın ve tarihin kefilin kendi el yazısıyla yazılması gerekir. Müteselsil kefalet söz konusuysa bu sıfatın veya aynı anlama gelen ifadenin de el yazısıyla belirtilmesi önem taşır. Sadece sayfanın altındaki imzaya bakmak yeterli değildir. Belgenin bütün zorunlu unsurları birlikte kontrol edilmelidir.
Metnin bankanın standart formu olması, şekil koşullarını gereksiz kılmaz. Aynı şekilde belgenin başlığında başka bir ad kullanılması da her korumayı ortadan kaldırmaz. TBK m.603, gerçek kişilerce kişisel güvence verilmesine ilişkin başka ad altındaki sözleşmeler bakımından belirli kefalet kurallarının uygulanmasını düzenler. Ancak her teminat ilişkisi otomatik olarak aynı nitelikte değildir. Kişinin hangi sıfatla imza attığı ve neyi üstlendiği açıkça anlaşılmalıdır. Asıl borç, ortak borç ve güvence ilişkisi birbirinden ayrılmalıdır.
Eşin rızası her zaman gerekir mi?
TBK m.584, evli kişinin kefaletinde eş rızasına ilişkin temel düzeni ve istisnaları içerir. Gerekli rızanın sözleşmeden önce veya en geç kurulması anında yazılı olarak verilmesi önemlidir. Ancak ticari işletme ve şirket ortaklığı veya yöneticiliğiyle bağlantılı kanuni istisnalar bulunur. Bu nedenle bütün kefaletler için tek cümlelik cevap doğru olmaz. Evlilik durumu, kişinin sıfatı ve güvence altına alınan işin niteliği birlikte değerlendirilmelidir.
Örneğin kişinin bir şirkette ortak olması, özel hayatındaki her borç için verdiği kefalette eş rızasının hiçbir zaman aranmayacağı anlamına gelmez. İşlemin kanundaki ticari faaliyet bağlantısını taşıması gerekir. Sonradan yapılan tutar artırımı veya kefilin durumunu ağırlaştıran değişiklikler de ayrıca incelenir. İlk belgedeki rızanın bütün gelecek işlemleri otomatik kapsadığı varsayılmamalıdır. Kredi yenilemeleri ve ek protokoller bu nedenle dosyaya dahil edilmelidir.
Banka önce asıl borçluya mı başvurur?
Adi kefalet ile müteselsil kefalet arasında önemli fark vardır. TBK m.585 ve 586, bu iki türde alacaklının kefile başvuru koşullarını ayrı düzenler. Adi kefalette önce asıl borçlunun takibi ve kanundaki istisnalar önem taşır. Müteselsil kefalette de kefile her koşulda ve hiçbir şart aranmadan başvurulabileceği sonucu çıkarılmamalıdır. Borçlunun gecikmesi, ihtar ve varsa rehin gibi unsurlar birlikte değerlendirilir. Belgedeki sıfat, başvuru yolunu etkiler.
Tüketici işlemlerindeki kişisel teminatlar bakımından ayrıca özel koruyucu hükümler bulunabilir. Ticari krediyle tüketici kredisi aynı kurallara bütünüyle tabi değildir. Bankanın formunda yazan nitelendirme, işlemin gerçek türünün incelenmesinin yerine geçmez. Kredi hangi amaçla kullanılmıştır ve kefil kimdir? Bu sorular sorumluluğun değerlendirilmesinde önemlidir. İcra evrakı geldiğinde kredi ve kefalet belgelerinin tamamının birlikte görülmesi gerekir.
Azami tutar neyi sınırlar?
TBK m.589, kefilin her durumda kefalet sözleşmesinde belirtilen azami miktara kadar sorumlu olduğunu düzenler. Kanunda asıl borç, borçlunun kusur veya temerrüdünün sonuçları, belirli takip giderleri ve faizler için kapsam açıklanır. Bunların hepsinin sınırsız biçimde azami tutarın üzerine eklenebileceği düşünülmemelidir. Talep edilen kalemlerin hukuki niteliği ve hangi döneme ait olduğu incelenmelidir. Banka hesap özetindeki toplam rakam tek başına değerlendirmeyi tamamlamaz.
Kefilin sorumluluğuna ilişkin cezai şartın geçerliliği konusunda da kanunda sınır vardır. Kredi sözleşmesindeki her yaptırımın kefile aynen yansıtılması mümkün kabul edilmemelidir. Daha önce doğmuş borçların kapsamı ve sonradan kullandırılan kredilerin etkisi, sözleşmenin içeriğine göre değerlendirilir. Birden fazla kredi hesabı varsa hangi borcun hangi teminatla bağlantılı olduğu belirlenmelidir. Yapılan ödemeler ve hesabın kapatılıp yeniden açılması gibi olaylar ayrıca önem taşıyabilir.
Kefalet süresiz devam eder mi?
TBK m.598, gerçek kişi tarafından verilen kefaletin kurulmasından itibaren on yıl geçmesiyle kendiliğinden sona ermesine ilişkin düzenleme içerir. Kanunda yeni kefalet ve uzatma bakımından şekil ve zaman koşulları da vardır. Bu nedenle yıllar önce verilen imzanın sonsuza kadar her borcu kapsadığı varsayılmamalıdır. Ancak sadece kredi tarihine bakmak da yeterli değildir. Kefaletin tarihi ve varsa geçerli uzatma işlemleri ayrı kontrol edilmelidir.
Süreli kefalet, borcun muacceliyeti ve başka sona erme sebepleri de olayın koşullarına göre önem taşıyabilir. Bankanın uzun süre talepte bulunmamış olmasıyla kefaletin hukuken sona ermesi aynı şey değildir. Süre hesabı somut belgelerle yapılmalıdır. Kefilin ölümünün ve miras durumunun etkisi gibi özel olaylar da ayrıca değerlendirilir. Genel bir internet yazısı, bu farklı ihtimaller için kesin dosya sonucu veremez.
Talep geldiğinde ne yapılmalıdır?
Kredi sözleşmesi, kefalet sayfaları, ek protokoller, hesap özetleri ve ihtarlar toplanmalıdır. Ödeme emri gelmişse yalnızca banka görevlisiyle görüşmek yeterli olmayabilir; belgenin kendi itiraz süresi vardır. Kefaletin geçerliliği, kapsamı ve hesap doğruluğu ayrı ayrı incelenmelidir. Asıl borçlunun borcu kabul etmesi, kefilin bütün itirazlarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Buna karşılık kefilin belgesiz biçimde borcu yok sayması da güvenli değildir.
Kefil olarak ne kadar ve hangi borçtan sorumlu olduğunuzun anlaşılması için imzaladığınız belgelerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Bir imzanın etkisi, yalnızca “yakınıma yardımcı oldum” açıklamasıyla belirlenmez. Bankadan gelen talep veya mevcut kefaletiniz hakkında değerlendirme almak için Meram Hukuk ve Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İlk incelemede geçerlilik, azami tutar, süre ve başvuru koşulları üzerinde durularak somut dosyanızın hukuki çerçevesi belirlenir.
