Limited Şirket Ortakları Anlaşamıyorsa Hangi Hukuki Yollar Kullanılabilir?

Limited şirkette ortaklar arasındaki uyuşmazlığın çözümü, sorunun doğru tanımlanmasıyla başlar. Şirket hesaplarına erişememek, müdürün yetkisini kötüye kullanması, kâr dağıtılmaması veya ortaklıktan ayrılmak istemek aynı hukuki talebi doğurmaz. Her sorunda doğrudan şirketin kapatılmasını istemek gerekli ya da uygun olmayabilir. Bilgi alma, kararların denetlenmesi, yönetim yetkisinin sınırlandırılması, pay devri ve haklı sebeple çıkma gibi farklı yollar vardır. Şirket sözleşmesi ile güncel sicil kayıtları görülmeden hangi seçeneğin kullanılacağı kesinleştirilmemelidir.

Ortak olmak ile müdür olmak farklıdır

Bir limited şirkette pay sahibi olmak, bütün yönetim işlemlerini tek başına yapma yetkisi vermez. TTK m.623 uyarınca yönetim ve temsil şirket sözleşmesiyle düzenlenir; müdürlük ortaklara veya üçüncü kişilere verilebilir, en az bir ortağın yönetim ve temsil yetkisi bulunmalıdır. Genel kurulun devredilemez yetkileri ise m.616’da düzenlenmiştir. Bu ayrım, tartışmalı işlemi kimin yaptığı ve hangi organın karar vermesi gerektiği bakımından önemlidir. Yetki sorunu ile işlemin ekonomik açıdan kötü olması birbirinden ayrılmalıdır.

Örneğin şirket hesabından ödeme yapılması, müdürün temsil yetkisi içinde olabilir; fakat ödemenin şirket menfaatine aykırı olduğu iddiası ayrıca incelenebilir. Tersine, ekonomik olarak yararlı görünen bir işlemde gerekli organ kararı alınmamış olabilir. Ortaklar arası kişisel anlaşmazlık, şirket tüzel kişiliğinin hak ve borçlarını ortadan kaldırmaz. Şirketin malvarlığı ile ortağın kişisel malvarlığını karıştırmak, uyuşmazlığı çözmek yerine yeni sorumluluklar yaratabilir.

Şirket hesaplarını göremeyen ortak ne yapabilir?

TTK m.614 her ortağa şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında müdürlerden bilgi isteme ve belirli konularda inceleme yapma hakkı tanır. Talebin mümkün olduğunca somut hazırlanması yararlıdır. Hangi dönemin banka hareketleri, hangi sözleşme veya hangi alacak hesabı incelenmek istenmektedir? Bilginin hangi ortaklık hakkıyla ilgili olduğu açıklanabilir. Talebin ve verilen cevabın kayıt altına alınması, sonraki aşamada haksız engelleme bulunup bulunmadığının değerlendirilmesini kolaylaştırır.

Kanun, bilginin şirketin zararına kullanılma tehlikesi varsa müdürlerin gerekli ölçüde sınırlama yapabilmesini de düzenler. Böyle bir sınırlamada ortağın başvurusu üzerine genel kurul karar verir; genel kurul bilgi ve incelemeyi haksız yere engellerse mahkemeye başvuru mümkündür. Bu nedenle bilgi hakkı sınırsız bir veri paylaşımı talebi gibi kullanılmamalı; sınırlama da soyut gizlilik gerekçesiyle bütün hakkı ortadan kaldırmamalıdır. Uyuşmazlıkta talebin kapsamı ve engellemenin gerekçesi birlikte incelenir.

Genel kurul kararı hukuka aykırıysa

TTK m.622, anonim şirket genel kurul kararlarının iptal ve butlanına ilişkin hükümlerinin limited şirketlere kıyasen uygulanmasını öngörür. Çağrı, gündem, oy kullanma, temsil ve kararın içeriği bakımından sorunlar farklı sonuçlar doğurabilir. Her aykırılık aynı dava türüne veya aynı süreye tabi değildir. Bir kararın beğenilmemesi, tek başına hukuka aykırılık anlamına gelmez; hangi kanun veya şirket sözleşmesi hükmünün nasıl ihlal edildiği açıklanmalıdır.

Toplantı tutanağı, çağrı belgeleri, gündem, hazır bulunanlar listesi ve varsa muhalefetin kaydı önemlidir. Ortak toplantıya katılmışsa kullandığı oyun ve itirazının tutanakta nasıl yer aldığı incelenmelidir. Kararın uygulanmaya başlamasıyla doğabilecek zarar da ayrıca değerlendirilir. Şirket içindeki görüşmeler sürüyor diye yargısal başvuru sürelerinin bekletilebileceği varsayılmamalıdır. İptal, butlan veya başka bir talebin hangisinin uygun olduğu kararın tam metni üzerinden belirlenmelidir.

Müdürün görevden alınması veya yetkisinin sınırlandırılması

TTK m.630 uyarınca genel kurul müdürü görevden alabilir veya yönetim ve temsil yetkisini sınırlayabilir. Her ortak, haklı sebepler varsa mahkemeden de yönetim hakkının ve temsil yetkisinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını isteyebilir. Özen ve bağlılık yükümlülüğünün ağır ihlali ya da iyi yönetim için gerekli yeteneğin kaybedilmesi kanunda haklı sebep olarak belirtilmiştir. Somut olayın bu ağırlığa ulaşıp ulaşmadığı delillerle değerlendirilir; her ticari zarar kendiliğinden kötü yönetim ispatı değildir.

Şirketin parasının kişisel harcamalarda kullanıldığı veya ilişkili kişilere karşılıksız menfaat sağlandığı iddia ediliyorsa işlem belgeleri ve ekonomik bağlantı gösterilmelidir. Yönetim yetkisinin kaldırılması talebiyle şirketin uğradığı zararın tazmini aynı şey değildir. Tazminat bakımından zarar, yükümlülük ihlali ve sorumluluk koşulları ayrıca incelenir. Gerekli hâllerde geçici koruma ihtiyacı da somutlaştırılmalıdır; yalnızca “şirket zarar görebilir” şeklindeki genel ifade yerine riskli işlem ve beklenen etki açıklanmalıdır.

Pay devri ile ortaklıktan çıkma arasındaki fark

Pay devri, payın başka bir kişiye geçirilmesidir. TTK m.595 kapsamında yazılı şekil ve imzaların noter onayı ile şirket sözleşmesine göre genel kurul onayı gibi koşullar önem taşır. Şirket sözleşmesi devri sınırlayabilir veya yasaklayabilir. Bu nedenle alıcı bulunması tek başına ortaklığın sona ermesini sağlamaz. Devir bedeli, ödeme güvencesi, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri de değerlendirilmelidir. İmzalanan özel bir protokolün bütün şirket işlemlerini tamamladığı düşünülmemelidir.

TTK m.638 ise şirket sözleşmesinde tanınan çıkma hakkını ve haklı sebeple mahkemeden çıkma talebini düzenler. Çıkmak isteyen ortağın, ortaklığın devamının kendisi açısından neden katlanılamaz hâle geldiğini somut olaylarla açıklaması gerekir. Uzun süreli dışlanma, hakların sürekli engellenmesi veya başka ağır uyuşmazlıkların hukuki etkisi dosyaya göre değerlendirilir. Dava boyunca ortaklıktan doğan bazı hak ve borçların dondurulması ya da durumun güvenceye alınması için kanunda önlem imkânı da vardır.

Ayrılma akçesi ve şirketin feshi

TTK m.641, ayrılan ortağın esas sermaye payının gerçek değerine uygun ayrılma akçesi isteme hakkını düzenler; şirket sözleşmesinde öngörülen çıkma hakkı bakımından farklı düzenleme ihtimali ayrıca belirtilmiştir. Nominal sermaye payı ile şirketin gerçek ekonomik değeri aynı değildir. Varlıklar, borçlar ve mali kayıtların güvenilirliği değerlendirmeyi etkiler. Hak kazanılması ile ödemenin ne zaman ve hangi koşullarda yapılacağı da ayrılmalıdır. Sadece sermaye tutarına bakılarak kesin çıkış bedeli hesaplanmamalıdır.

Haklı sebeple şirketin feshi TTK m.636 kapsamında istenebilir. Ancak mahkeme, fesih yerine davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenerek çıkarılması veya duruma uygun başka kabul edilebilir çözüm benimseyebilir. Bu yüzden fesih davası açılması şirketin mutlaka kapanacağı anlamına gelmez. Hazırlıkta hedef açık olmalıdır: bilgiye erişmek, yönetimi düzeltmek, zararı gidermek veya ortaklıktan ayrılmak. Doğru talep, kişisel çatışmayı büyüten değil, hukuki soruna uygun çözümü isteyen taleptir.

Kaynaklar